Millette âhenk yok! İnanç ve düşünce birliği yok. Hiçbir
meselede yekvücud değil...
Kamal Atatürk'ün gösterdiği çerçevede bir asırda devlet imkânları ile
yetiştirilen bir kitle ile hâlâ bir parça İslâmiyet'i sayıklayan kitle arasında
büyük uçurumlar var.
Birisi için ak olan, diğeri için kara; birisinin aydınlık dediği, öteki için
zifirî karanlık! Tarihte bu kadar kendi içinde bölünmüş, birbirine düşman
edilmiş ikinci bir millet yoktur; gösterilemez...
Bediüzzaman Hazretleri, bu dehşetli akıbete üç çeyrek asır
önce dikkat çekerek, bu gidişatın Türk unsurunda "kabil-i iltiyam olmayan
bir inşikak"ı doğuracağını söyler.
Ne yazık ki tam da öyle oldu.
Bu parçalanmışlığın çözümü, Kamal Atatürk ile İslamiyet'i
barıştırmaya çalışmak değil, zirâ imkânsız bu. Yapılabilecek tek şey, ikisinden
birinden vaz geçmektir. Ya kamal, ya İslâmiyet!..
0 yorum