İçimde büyük bir sevinç var; dünyaya yeniden gelmiş,
hayata yeniden başlamış gibiyim. Ağarıp dökülen saçlarım, kırışan yüzüm
umurumda değil. Ekonomik kriz, yaşadığım şehrin yakın bir deprem riski altında
olması bile sevincime gölge düşürmüyor!
Yeni evliydim, yaklaşık otuz beş yıl önce. Askerlikten
henüz dönmüştüm. İşsizdim. İş arıyordum ama çaldığım kapılar açılmıyordu.
Bir sabah hanım, "Bir rüya gördüm!" diye
başladı. "Allah hayretsin." dedim.
Rüyasında Hazret-i Üstad'ı görmüş. İltifatına mazhar
olmuş. Son ânda da, "Üstad'ım, Hüseyin'e dua ediniz, iş arıyor, iş
bulamıyor." demiş. Gülümsemiş Üstad, "Ediyorum!" diye cevap
vermiş.
Hanım, kendi kendisine, "Üstad, Hüseyin'i tanıyor mu
ki?" diye düşünürken birden Üstad'ın başının üstünde, çerçeveli bir
tabloda ikimizin yan yana çekilmiş fotoğrafı ilişmiş gözlerine. Kendisi o
şaşkınlık ve hayret içinde ağlamaya başlamışken Üstad şefkatle gülümsemiş.
Fıtraten rüyalara çok fazla meyletmem ama bu rüya aklımın
bir köşesinde hep dururdu. Kendi kendime derdim ki, doğru dürüst bir hizmetin,
bir meziyet ve faziletin yok! Hangi sebep veya hizmetinle Üstad'la aynı karede
yer alma mazhariyeti yaşayabilirsin. Bir cevabım yoktu...
Ta ki, girizgâhtaki sevinci bana yaşatan hâdise vuku
buluncaya kadar. Yaklaşık bir buçuk yıldır Üstad'ın hayatını romanlaştırma
mücadelesi veriyordum. Hadsiz şükür, geçtiğimiz günlerde ilk cildin bittiğini
görmek ve yaşamak müyesser oldu.
Yayıncıya teslim etmeden önce bir bütün olarak, baştan
sona okuyup bir takım ilâve, eksiltme ve düzeltmeler yapmam gerekiyordu.
Başkası yazmış gibi okuyorum. Satırlar, sayfalar beni
başka bir iklime, başka bir âleme götürüyor. Kâh gözyaşlarına boğuluyorum, kâh
heyecan fırtınaları yaşıyorum. Üstad'ın hayatını adım adım takib eden, mübalağa
ve tasannua kaçmayan, hakîkatten kopmayan bir sehl-i mümteni ile kendimden
geçiyorum.
Bu eserden maksat ve muradım, Üstad'ı, hayatı ve düşünce
dünyası ile dünyanın genç nesillerine tanıtmak ve sevdirmekti. O tanıma ve
sevgi üzerinden Risâle-i Nur ve Kur'an'a ulaşmalarını kolaylaştırmak, temin
etmekti.
İlk cilt, ümitlerime bahar taraveti yaşattı. Sevincimin
sebebi o. Hedefim sekiz-on cilddi. İnşallah Rabbim müyesser eder. Ama ilk
cildde bile kalsa, gerisini yazmak kısmet olmasa dahi, bir çığır açıldı;
başkalarının da yürüyebileceği, genişletebileceği bir çığır.
Artık o rüyadaki fotoğraf karesine bir mânâ
verebiliyorum. Âhiret'e gidebilecek cesaretim var artık. Üstad'a, "Ben
geldim!" diyebileceğimi hissediyorum.
Ümid ve temenni ediyorum ki, geniş kitlelere ulaşacak,
yazılış maksadına büyük hizmet edecektir.
Dualarınızda olma istirhamındayım...
0 yorum