3

6 Şubat yalnızca bir tarih değildir. 6 Şubat, Adıyaman’ın yüreğine kazınmış bir çığlıktır. Toprağın yarıldığı, binaların sustuğu, insanların hayata tutunmak için enkazın altından ses verdiği bir gecedir. Unutmak, ihanet olur Adıyaman’a… Mazlumuna, mağduruna, yetimine, geride kalmışlarına… Bugün “6 Şubat’ı unutmayalım” demek, sadece matem tutmak değildir; hesap sormak, ders çıkarmak ve bir daha yaşanmaması için mücadele etmektir.
Liyakatsizlik En Büyük Fay Hattıdır
Deprem yalnızca binaları yıkmadı. Çürük olan yapılar kadar çürük olan bir düzen de çöktü. Ehliyetsizlik… Liyakatsizlik… Denetimsizlik… Bunlar teknik terimler değil; ölümcül tercihlerdir. Deprem bize acı bir gerçeği bir kez daha gösterdi: Betondan önce çürüyen şey sistemdir. Ehliyetsizliğin, denetimsizliğin, rantın olduğu yerde fay hattı susmaz. “Parası olanı müteahhit yapmayalım” sözü bir slogandan ibaret değildir; enkazdan çıkan en sert uyarıdır. Şehirler mühendislikle ayakta kalır, torpille değil.
Tek Hastaneye Mahkûm Bir Şehir Olmaz
Bir şehir tek girişli, tek çıkışlıysa o şehir güvende değildir. Bu bir kader değil. Bu bir planlama hatasıdır. Felaket anında yollar kapandı. Hastane yetmedi. Şehir tek girişli, tek çıkışlı kaldığında hayat durdu. Adıyaman’ın kaderi bu olmamalı. Ulaşım çeşitlenmeli, sağlık altyapısı güçlenmeli, afet senaryoları masa başında değil sahada test edilmelidir.
Siyaset Değil, Vicdan Konuşmalı
Deprem günü ideolojiler sustu; insanlar konuştu. Ama sonra ne oldu? Acı bile hesaplaşma malzemesine çevrildi. Adıyaman polemikle değil, icraatla ayağa kalkar. Sloganla değil, sorumlulukla onarılır. Deprem ne parti tanır ne ideoloji. Ama biz, ne yazık ki, acıyı bile siyasete kurban edebildik. Oysa Adıyaman’ın ihtiyacı polemik değil, birliktir. Hesaplaşma değil, ayağa kalkmaktır.
Yerel Medya Unutulmamalı! Yerel Medya Olmasaydı Kim Görecekti?
Yerel gazeteciler, depremi dünyaya yerel  medya gazeteciler duyurdu. Enkazın başında sabahlayan, köy köy dolaşan, unutulan mahalleleri hatırlatan onlardı. Yerel medya, bir şehrin hafızasıdır. Hafızasını kaybeden şehir, yarasını da saramaz. Yerel medya susturulursa şehir karanlıkta kalır.
Enkaz Altında Kalanları Unutursak İnsanlığımızı Kaybederiz
Saatlerce, günlerce ses bekleyenleri… On gün sonra çıkarılan bedenleri… Sessizce toprağa verilen şehitleri… Onları hatırlamak, acıyı canlı tutmak değil; sorumluluğu diri tutmaktır.
Travma, İşsizlik ve Sessiz Çöküş
Deprem yalnızca taşları değil, ruhları da kırdı. Çocuklar geceleri hâlâ irkiliyorsa… İnsanlar işsiz kaldıysa… Gençler göç ediyorsa… Bu, yeniden inşa değildir. Bu, yavaş bir çöküştür. Psikososyal destek olmadan, üretim alanları kurulmadan, istihdam projeleri geliştirilmeden yeniden inşa eksik kalır. Şehir sadece betonla kurulmaz; umutla kurulur. Yani Psikolojik destek olmadan, üretim olmadan, istihdam olmadan şehir ayağa kalkmaz.
Emanetlere Sahip Çıkmak Boynumuzun Borcudur
Hayatını kaybedenlerin geride bıraktıkları çocuklar, hatıralar, yetimler… Bunlar birer istatistik değil; bu şehrin vicdan defteridir.
6 Şubat Bir Vicdan Testidir
O gün yardıma koşanları da unutmayalım. Gece gündüz çalışan gönüllüleri, sağlıkçıları, isimsiz kahramanları… Ama aynı zamanda Adıyaman’ı sahipsiz bırakanları da hatırlayalım. Çünkü hatırlamak, tekrar etmemek içindir.
Son Söz
6 Şubat’ı unutmak, sadece geçmişi silmek değildir. Geleceği de riske atmaktır. Adıyaman bugün ayağa kalkmaya çalışıyor. Ama bu ancak; Liyakatle, Bilimle, Adaletle, Vicdanla mümkündür. Adıyaman, “Acıyaman” diye anılmayı değil, güvenli şehir olmayı hak ediyor. Ve biz 6 Şubat’ı unutmamak zorundayız. Çünkü unutursak aynı enkazın altında bir kez daha kalırız.

Prof. Dr. Fevzi RENÇBER

0 yorum

FİKRİNİZİ BELİRTİN

Zorunlu alanları doldurunuz *